İçsel ve Dışsal Motivasyon Arasındaki İnce Fark
Sevilen bir işe ödül eklendiğinde ilgi bazen artmaz, azalır. Motivasyonun kaynağı çabanın ne kadar süreceğini belirler.
Baran Tümer 3 dk okuma
Bir işi neden yaptığımız sorusu, o işi ne kadar sürdürebileceğimizi belirler. Aynı davranış iki farklı kaynaktan beslenebilir: işin kendisinden aldığımız tatmin ya da işin sonunda bizi bekleyen dışsal bir karşılık. İkisi de insanı harekete geçirir, ama etkileri ve ömürleri birbirinden çok farklıdır.
İçsel motivasyon, eylemin kendisinde bulunur. Bir konuyu merak ettiği için okuyan, çaldığı parçadan keyif aldığı için çalışan kişi buna örnektir. Dışsal motivasyon ise eylemin dışındadır: not, prim, övgü, ceza korkusu. Günlük hayatta ikisi çoğu zaman iç içedir ve bu karışım her zaman sorunsuz işlemez.
Ödülün beklenmedik etkisi
Sezgiye aykırı görünen bir bulgu vardır: zaten severek yapılan bir işe dışarıdan ödül eklendiğinde, ödül kaldırıldığı anda o işe duyulan ilgi eskisinden daha düşük seviyeye inebilir. Kişi bir süre sonra o işi neden yaptığını yeniden yorumlar ve cevabı "ödül için" olur. Ödül gittiğinde gerekçe de gider.
Bu, her dışsal karşılığın zararlı olduğu anlamına gelmez. Fark, ödülün nasıl sunulduğundadır. Kontrol eden bir dille verilen ödül, kişiye davranışının yönetildiğini hissettirir ve içsel ilgiyi zayıflatır. Bilgi veren bir dille sunulan takdir, yani neyin iyi yapıldığını gösteren geri bildirim, tam tersine yetkinlik hissini besler ve ilgiyi artırır.
İçsel motivasyonu besleyen üç şey
İçsel motivasyon rastgele ortaya çıkmaz. Üç koşul karşılandığında güçlenir, karşılanmadığında söner. Birincisi özerkliktir: kişinin nasıl çalışacağı konusunda söz sahibi olması. Aynı iş, dayatıldığında yorucu, seçildiğinde katlanılır hâle gelir.
İkincisi yetkinlik hissidir. İnsan ilerlediğini gördüğü işlere bağlanır. Bu yüzden zorluk seviyesi kritik bir ayardır; çok kolay iş sıkar, çok zor iş yıldırır, hemen ulaşılabilir ama biraz zorlayan bir seviye ise ilgiyi ayakta tutar. Üçüncüsü ise aidiyettir: yapılan işin başkalarıyla bir bağ kurması, bir yere ya da birine değmesi. Yalnız başına anlamsız görünen bir görev, kime yaradığı görüldüğünde başka bir şeye dönüşür.
Bu üç koşulun eksikliği en çok kaçınılan işlerde görünür. Sürekli ertelenen bir görevin arkasında genellikle tembellik değil, bu üçünden birinin yokluğu vardır: kişi ya nasıl yapacağına karar veremiyordur, ya beceremeyeceğini düşünüyordur, ya da işin kime yaradığını göremiyordur. Hangisinin eksik olduğunu bulmak, kendini zorlamaya çalışmaktan daha hızlı sonuç verir.
Dışsal motivasyonun doğru kullanımı
Dışsal karşılıkları tamamen reddetmek gerçekçi değildir. Bazı işler doğaları gereği keyif vermez; tekrar eden, mekanik, sonucu uzakta olan işler böyledir. Bu tür işlerde dışsal bir yapı kurmak son derece işlevseldir.
Burada işe yarayan yaklaşım, ödülü başlangıç aşamasında kullanmak ve zamanla yerini içsel bir gerekçeye bırakmasını sağlamaktır. Yeni bir alışkanlığın ilk haftalarında küçük ve düzenli bir karşılık, davranışın tekrar etmesini sağlar. Tekrar ettikçe kişi işin içindeki tatmini bulmaya başlar. O nokta geldiğinde dışsal desteği azaltmak, kazanılanı korumanın yoludur.
Bu geçiş sırasında dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Ödül, davranışın miktarını değil kalitesini hedeflediğinde daha sağlıklı sonuç verir. Kaç sayfa okunduğuna bağlanan bir karşılık, sayfaları hızlıca çevirmeye teşvik eder. Okunanın anlatılabilmesine bağlanan bir karşılık ise doğrudan öğrenmeyi ödüllendirir. Ölçülen şey neyse, gelişen şey de o olur; bu yüzden neyin ölçüldüğü kararı, ödülün büyüklüğünden çok daha belirleyicidir.
Kendi gerekçeni bilmek
Pratik açıdan en değerli alışkanlık, düzenli olarak "bunu neden yapıyorum" sorusunu sormaktır. Cevabın tamamen dışsal olduğu işler, uzun vadede yorgunluk ve isteksizlik üretir. Bu, işi bırakmak gerektiği anlamına gelmez; içine bir içsel gerekçe eklenmesi gerektiği anlamına gelir.
Bu eklemenin yolu çoğu zaman işin nasıl yapıldığını değiştirmekten geçer. Aynı görevi biraz daha zor, biraz daha kişisel ya da biraz daha yararlı hâle getirmek, hiçbir dış koşul değişmeden gerekçeyi değiştirebilir. Sıkıcı bir raporu daha iyi yazmaya çalışmak, tekrar eden bir işte kendi yöntemini geliştirmek bunun küçük ama gerçek örnekleridir.
Sonuçta uzun soluklu çabayı taşıyan şey, motive olma anları değildir. Kişinin yaptığı işle kurduğu ilişkidir. Bu ilişki, dışarıdan gelen karşılıklarla kurulduğunda kırılgan, içeriden beslendiğinde ise şaşırtıcı ölçüde dayanıklı olur.